UN Women’in 2021 Yılı Teması: “Kadın Liderliği”nden Ne Anlamalıyız?

COVID-19 dünyayı kasıp kavururken, sadece bir sağlık sorunsalı olmakla kalmadı, aynı zamanda toplumlar ve ekonomiler üzerinde de şok etkisi yarattı. Pandeminin kadınlar üzerindeki olumsuz etkisi farkedilir düzeyde oldu ve sağlık, eğitim ekonomik güvence, dijitalleşme gibi alanlarda cinsiyet uçurumu daha da büyüdü. O kadar ki, cinsiyet eşitliğinin sağlanması için son 25 yılda elde edilenler nerdeyse hiç elde edilmemiş noktasına geldi. Bu tespitlerin ışığında, kadınların ekonomik güvencesi tehlikede, kadınların yoksulluk uçurumu giderek artmakta, kadına şiddet artmakta, kızların eğitimi durma noktasında ve anne sağlığı ihmal edilmekte.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi 2021 yılınının temasını “Kadın Liderliği” olarak duyurdu ve son raporunda COVID-19 sürecinde ve sonrasında, her seviyede kadın liderliğinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bugün dünyada sadece 20 ülkede devlet veya hükümet lideri kadın var ve bu kadın liderler pandemi süresince liderliklerinin gücünü, kapsayıcı karar verme süreçlerinde gösterdikleri başarılarla kanıtladılar. Bu durum, kadın liderlerin siyasi arenaya getirebileceği farklı deneyimin, perspektifin ve yeteneğin karar verme süreçlerine ve politikaya sağladığı katkıyı ortaya çıkardı. Dünyada birçok devlet, yeni ortaya çıkmakta olan ve eskiden beri süregelen cinsiyet eşitsizliklerini gidermek ve kadınların ihtiyacını tespit etmek için kolları sıvamış durumda.

Dünyaya baktığımız zaman, toplumların ve ekonomilerin sosyal adaleti ve cinsiyet eşitliğini önceliklendiren yeni bir toplumsal sözleşme arayışında olduğunu görüyoruz. Bu yaklaşım aslında değişim ihtiyacının, kanıta dayalı araştırmaların ve bizi inovasyon yapmaya zorlayan ortamın bir sonucu olarak çıkıyor karşımıza. Kadına şiddetin önlenebildiği, sosyal koruma sistemlerinin kadına yardım ettiği, bakım hizmetlerini içeren ve kapsayıcı politikaları üreterek sosyal normları değiştirebilen ve kadınların ekonomik olarak güçlenmesini sağlayacak sistemlerin arayışı var.

Pandeminin bir sonucu olarak devletlere ve kamuya krizi yönetmede büyük görev düşmekle beraber krizin yönetiminde ve toplumun krize karşı dayanıklılığının artırılmasında özel sektör ve sivil toplumun önemli bir rolü var. Yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulmasında tüm paydaşların katkısıyla birlikte dijital platformlar, iletişim teknolojileri, yeni finansman modelleri, yapay zeka, otomasyon, etki yatırımı, sosyal girişimcilik, inovasyon gibi kavramlar çok önemli hale geldi.

Daha eşit ve krize karşı daha dayanıklı bir toplumun inşasında cinsiyet uçurumunun kapatılması şart ve bunu sağlamanın yolu kadın temsilinin ve liderliğinin her alanda artırılması ve yatırımlarda cinsiyet mercekli stratejilerin izlenmesinden geçiyor.

Kadınla ilgili girişimler özellikle kadın temsilinin daha az olduğu stratejik alanlara yönelmeli. Örneğin, bilim, teknik, mühendislik ve matematik (STEM), finans, ve sosyal inovasyon alanlarında daha çok kadının yerini alması hedeflenmeli. Bu alanların geleneksel olarak geleneksel anlamda kaynak ve güç paylaşımı açısında daha stratejik olmaları ve diğer yandan COVID-19 sonrası dönemde inovatif çözümlerin üretilmesinde zemin teşkil edecek olmaları, kadının da bu denklemde yerini almasını gerektiriyor. Dijitalleşme, dijital para ve ödeme sistemleri, otomasyona tam geçiş, yapay bazlı sistemler, akıllı şehir ve yönetişim çözümleri gibi konular dünya gündeminde yerini almışken kadınlar da masada oturmalı ve karar mekanizmalarında yerini almalı.

COVID-19 sürecine kadınların katılımı ve rolü ne olmalı?

Öncelikle, hem COVID-19 süresince devam eden iyileşme/ toparlanma döneminde, hem de COVID-19 sonrasında, karar verici ve liderlik pozisyonlarında daha çok kadını yukarıda sayılan stratejik alanlarda görmeliyiz. Teknoloji ve inovasyon odaklı hedeflere yürüdüğümüz bu dönemde daha çok kadın bilim, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) alanlarında aktif olmalı, var olmaları teşvik edilmeli.

COVID-19 döneminde finansal anlamda eşitsizliğe en çok kadınların maruz kaldığı raporlarla tespit edildiğine göre, cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını temin edecek finansmanın sağlanması gerekiyor. Bu anlamda, kadın odaklı yatırımlar önem taşımakta. Kadın odaklı bonolar ve krediler bu açığı kapatabileceği gibi, kadınlar tarafından sahip olunan ve yönetilen işletmelerin teşvik edilmesi ve özendirilmesi, kadınlara faydalı ürünleri tedarik eden işletmelerin mercek altına alınarak büyümelerinin sağlanması ve işyerlerinde cinsiyet eşitliğini temin edecek stratejilerin uygulanması fark yaratacak faaliyetler. Değer zincirinde kadın odaklı yatırım istenen hedeflere ulaşmada anahtar.

Kadının güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda daha fazla kadının inovatif girişimlerde bulunması elbette çok önemli. Kadının güçlendirilmesi demek toplumun krize dayanıklılığının da artırılması demek. Bu amacın gerçekleştirilmesi sürecinde kadınların sosyal girişimleri konusunda daha fazla inovatif bilgi ve tecrübe üretmesi ve paylaşması da çarpan etkisi yaratacaktır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şafak Müderrisgil

Etki Yatırımcısı